Son dönemde Antalya’daki yerel gazeteleri ve internet haber sitelerini gözlemlediğinizde Ne kadar kendi haberlerini üretiyorlar, ne kadar sahaya çıkıyorlar? diye sorgulamadan edemiyor insan. Hani derler ya fabrikada üretim yok denecek kadar az. Bugünler özelinde hava sıcaklığı buna etken olabilir ama genel anlamda gördüğümüz tablo düşündürücü.
Gazetecilik, bilgisayar başında oturup sosyal medya paylaşımlarını, ajans haberlerini veya başka sitelerde yayımlanan haberleri birkaç kelime değiştirerek yeniden yayımlamak değildir.
Gerçek gazetecilik; araştırmaktır, soru sormaktır, kaynağa ulaşmaktır, doğrulamaktır. Gerektiğinde telefonu kaldırıp ilgili kişiyi aramak, olay yerine gitmek, vatandaşı dinlemek ve karşı tarafın görüşünü almaktır.
Bugün dijital medyada hız ve tıklanma baskısı, gazeteciliğin önüne geçebiliyor. Bir sosyal medya paylaşımı yapılıyor, birkaç dakika sonra haber sitelerinde başlık oluyor. Başka bir site onu alıyor, bir başkası yeniden yayımlıyor. Derken ilk ortaya atılan yanlış veya eksik bilgi, onlarca sitede yer alarak gerçekmiş gibi algılanıyor.
Oysa gazetecinin görevi en hızlı olmak değil, en doğru bilgiyi vermektir.
Elbette ajans haberlerinden, resmî açıklamalardan ve sosyal medyadan yararlanılabilir. Bunlar gazetecinin önemli kaynaklarıdır. Ancak kaynak ile gazetecilik aynı şey değildir. Gazeteci, aldığı bilginin doğruluğunu araştırmalı ve mümkünse üzerine kendi bilgisini, gözlemini ve haberini koymalıdır.
Özellikle yerel gazetecilikte bunun için hiçbir mazeret olmamalı.
Antalya’da bir sorun varsa gazeteci sokağa çıkmalı. Vatandaş ne yaşıyor, esnaf ne düşünüyor, ilgili kurum ne söylüyor, olayın gerçek boyutu ne; bunları araştırmalı.
Çünkü yerel gazetecinin en büyük avantajı haberin olduğu yere yakın olmasıdır.
Bugün okuyucu zaten sosyal medyada yüzlerce bilgiye ulaşıyor. Gazetecinin görevi, sosyal medyada gördüğünü tekrar önüne koymak değil; okuyucunun göremediğini görmek, soramadığını sormak ve bilinmeyeni ortaya çıkarmaktır.
BİK’in ilan sistemi, dijital medyanın ekonomik koşulları ve tıklanma yarışı elbette yerel basın üzerinde ciddi bir üretim baskısı oluşturuyor. Ancak bu baskı, gazeteciliğin temel ilkelerinden vazgeçmek için gerekçe olmamalı.
Çünkü çok haber yapmak başka, iyi gazetecilik yapmak başkadır.
Gazetecilik bir içerik çoğaltma işi değildir.
Gazetecilik, güven üretme işidir.
Yanlış bir haber birkaç dakikada hazırlanabilir. Ancak kaybedilen güveni yeniden kazanmak yıllar sürebilir.
Bu nedenle gazetecinin zaman zaman bilgisayar başından kalkması, makam odalarından çıkması ve sokağa inmesi gerekiyor.
Çünkü haber masada yazılır ama gazetecilik sahada yapılır.
Antalya’nın ihtiyacı daha fazla haber değil; daha fazla araştırılmış, doğrulanmış, özgün ve güvenilir haberdir.




















Yorum Yazın
Facebook Yorum