Profesyonel otel yöneticilerinin her ay düzenlediği toplantıların birine daha katıldım.
Sektör adına oldukça faydalı buluşmalar gerçekleştiriyor, yine sektör adına oldukça faydalı konulara değiniyorlar.
Son toplantılarında değindiği konu ise oldukça önemliydi.
Konuya geçmeden önce...
Otelcilik sektöründe, profesyonelliği geliştirmek, sektör yöneticileri arasındaki yardımlaşma ve iletişimi kuvvetlendirmek, sektörün ve yöneticinin sorunlarına müşterek çözümler aramak, yöneticinin sektördeki gerçek rolünü ve yerini bulmasını sağlamak, ayrıca otel yöneticiliği mesleğine belli bir düzen getirmek amacıyla kurulan Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD)
Yönetim Kurulu Başkanlığını Hakan Saatçioğlu yürütüyor.
Her ay aralıksız buluşuyorlar, oldukça cesaretli konuşmalar yapıyorlar.
Bir tebriği hak ediyorlar.
POYD'un son toplantısında yeni yangın yönetmeliği ve alınacak tedbirler konuşuldu. Çünkü oteller bu yönetmelikteki düzenlemelerden en çok nasibini alan sektör.
Buluşmada konusunda uzman konuklara mikrofon uzatıldı, bugüne kadar eksik kalan bölümlere dikkat çekildi, yeni yönetmekteki katı kuralların ne olduğu anlatıldı.
Toplantıda özellikle bir konu dikkatimi çekti.
Bu konu ise bir tesisin inşaatının tamamlandıktan sonra yangın ruhsatına başvurulması.
Hani hep deriz ya...
"Bizim neremiz doğru?"
Biz ülkece her zaman, göçü yolda düzeltmeyi severiz.
Göç düzelene kadar kaybettiğimiz canlılara ise ne şehit ne de gazi deriz.
Bir tür eğitim zahiyatı gibi görür geçeriz.
Otel, fabrika, AVM adına ne derseniz deyin!
İnşaat yapıldı, yangın ruhsatına başvuruldu.
Ruhsatlandırma birimi bir bakıyor, yangın kaçış yolları yok ya da eksik.
Acil durum asansörü yeterli değil.
Tesisin çoğu bölümünde olması zorunlu olan tavan sprinkleri için su altyapısı yok.
Yangın merdivenleri eksik ya da yönetmeliğe uygun değil.
Kapılar, pencereler, havalandırmalar, yönetmelik şartlarına uymuyor
Eksikleri sayalım da sayalım.
Neden eksik yapılmış?
Çünkü yangın ruhsatına uyumlu olabilecek her türlü yapı kontrolü inşaat bittikten sonra başlıyor.
Yani yangın altyapısı, inşaat yapım izni ruhsatı verilirken kontrol edilmiyor, ya da zorunlu koşulmuyor.
Zaten yönetmelikte bunu zaruri kılmıyor.
İnşaat bittikten sonra yangın ruhsatına başvurulduğu için, tüm eksikler tüm çıplaklığıyla denetçilerin karşısına çıkıyor.
Yapılan projede "Yangın ruhsatı için buralar eksik kalmış, yık yeniden yap" diyebilir misin.
Hangi delikanlı diyecek, hangi delikanlı yıktırabilecek?
Çünkü en başta istememişsin, en başta istemen gerekenleri en sona itivermişsin.
Sonrasında muhtemelen rüşvet vermeler, "aman bu sefer görmezden gelin" deyivermeler, belki de pek çok ahlaksız teklifler.
"Atın ölümü arpadan olsun." türünde düşünceler.
İşte bizim ülkemizin gerçeğinden biri de bu.
Çok şükür bu gerçek değişiyor.
Artık projeyi yaparken, yangın ruhsatına uygun altyapı da ruhsatlandırmadan önce projede zorunlu koşulacak.
Projede yangın ruhsatını almaya engel inşaat planı varsa, ruhsat verilmeyecek.
Bu yönetmelik çıktı yada çıkacak.
Bu yönetmeliğin çıkmasına neden olan acı gerçek ise muhtemelen Bursa'daki yanan canlar olacak.
Umarım yönetmelik eksiksiz ve en güvenli şekilde çıkar.
Bu yönetmeliği yıllarca olması gerektiği gibi düzenlemeyen yöneticilere mi teşekkür edeceğiz, yönetmeliğin değişmesi gerektiğini hatırlatan, yanıp giden canlara mı üzüleceğiz.
Ülkemizdeki tüm yönetmelikler günün şartlarına ve teknolojik standartlara göre elden geçmeli.
"Hangi bir işi yapalım, yetişemiyoruz" diyorsanız, yapay zeka görevlendirilmeli.
Sahi aklıma geldi...
Bir ülkeyi insandan ziyade sadece yapay zeka denen bir başkanlık teknolojisi mi yönetse.
Buraya yazıyorum...
Gelecekte ülkeleri savaşa sürükleyen liderler değil, belkide felaketi önleyen mantık yüklenmiş yapay zekalar yönetecek.
Ya da teknolojik diktatörlük başa gelecek.
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.
Yorum Yazın
Facebook Yorum