Akdeniz’in incisi Antalya, sadece turizm ve tarımdaki başarısıyla değil, ne yazık ki son yıllarda her şiddetli yağışta sular altında kalan sokaklarıyla da gündeme geliyor. Özellikle kış aylarında düşen yoğun yağışlar, kentteki drenaj sistemlerinin yetersizliği nedeniyle hayatı felç eden sel manzaralarına dönüşüyor.
Peki neden her yağmur bir afete dönüşüyor?
Antalya'da yaşanan su baskınları sadece doğa olayına bağlanamaz; bu durum, insan eliyle şekillenen şehirleşme politikalarının ve altyapı eksikliklerinin bir sonucudur.
Şehrin hızla büyümesiyle birlikte, eskiden yağmur suyunu emen toprak araziler beton binalara, asfalt yollara ve otoparklara dönüştü. Toprak tarafından emilemeyen su, yüzey akışına geçerek doğrudan drenaj hatlarına yüklendi. Antalya'nın topoğrafik yapısı etrafını çevreleyen dağlardan denize doğru doğal bir akış içerir. Ancak tarihsel süreçte pek çok dere yatağı kapatılmış, daraltılmış veya yapılaşmaya açılmıştır. Su, doğal yatağını bulamadığında sokakları nehire çevirmektedir.
Mevcut drenaj hatlarının bir kısmı, kentin artan nüfusuna ve iklim değişikliğinin getirdiği şiddetli yağış debisine cevap veremeyecek kadar eskidir veya kapasitesi düşüktür. Ayrıca, mazgalların çöp ve molozla tıkanması suyun tahliyesini imkansız hale getirmektedir. Nitekim son yağan şiddetli yağmurda tramvay yolundaki mazgalların küçüklüğü ve yetersizliği nedeniyle su tahliye olamadı. Tramvay seferleri aksadı.
Öte yandan meteorolojik verilere göre, Antalya'ya düşen toplam yağış miktarının ötesinde, yağışın şiddetinde önemli bir artış olduğunu gösterdi. Kısa sürede metrekareye düşen yüzlerce kilogram yağış, altyapıyı aşırı yükleyerek sistemin çökmesine neden oldu.
Antalya'nın bu sorunu çözmesi için palyatif (geçici) çözümler yerine köklü altyapı yatırımlarına ihtiyacı olduğu gerçeği gözardı edilemez. Yeni yapılaşmalarda yağmur suyu toplama sistemleri zorunlu hale getirilerek suyun doğrudan şebekeye girmesi engellenmelidir. Kapatılan dere yatakları tespit edilmeli ve mümkünse yeniden açılmalı, akış yönleri engellenmemelidir. Eski drenaj hatları, modern ve yüksek kapasiteli borularla değiştirilmeli, "bat-çık" noktalarına güçlü pompa sistemleri kurulmalıdır. Antalya Su ve Atık Su İdaresi milyonlarca lira yatırım ile kent merkezinde eskiyen su borularını değiştirmenin yanında yağmur suyunun nehirler, göller oluşturması ve hatta denize akıp gitmesine engel olacak çözümler üretmesi gerekir. Bilhassa Parklarda, otoparklarda ve kaldırımlarda suyun toprağa geçmesine izin veren geçirgen asfalt veya parke taşları kullanılmalıdır. Suyu emen asfalt ve betonlar üretiliyor. Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Bunun örnekleri dünyanın çeşitli bölgelerinde var. Bu kent için ivedilikle hayata geçirilmesi, Turizm kenti Antalya’nın her sene afet görüntüleri ile gündeme gelmemesi temennimizdir.
KURABİYE MESELESİ
Geçtiğimiz günlerde Kanal V’de yayınlanan bir spor programını izleme şansım oldu. Programda Antalyaspor konuşuluyordu. Gazeteci dostum İhsan Coşkun’un sunduğu TSYD Şube Başkanı Şifa Çiçek’in yorumları ile değer kattığı programa Antalyaspor Başkanvekili Hakan Onay telefon bağlantısı gerçekleştirdi. Antalyaspor için kendisinin ve yönetimdeki diğer isimlerin gecesini gündüzüne kattığını belirten Onay, yazılarında kendilerini eleştiren Şifa Çiçek’e serzenişte bulunurken ağzından mı kaçırdı bilerek mi vurguladı bilinmez ama büyük bir gafa imza attı.
Her ne kadar şeffaflık kokan ifadeler kullansa da bir zümreyi rencide eden sözler sarf etti. İşte o anlarda konuşulanlar :
Antalyaspor Başkan Vekili Hakan Onay : Biz gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Elimizden geleni yapıyoruz. Biz 18 Temmuz'da A.Ş'ye geldik. Şifa Çiçek zaten biliyor. Bizi sürekli eleştiriyor. Levent Başkan (Ördek) bizi destekliyor. Sürekli yanımızda. Buradan teşekkür ediyorum. Rıza Başkanı (Perçin) destekliyor. Türkiye Spor Yazarları Derneğin’de maçlarda görev alan basın mensuplarının ikramlarını, her şeyini Antalyaspor A.Ş. Yönetim Kurulu yapıyor.
Türkiye Spor Yazarları Derneği Antalya Şube Başkanı Şifa Çiçek: Şimdi bunu söylüyorsun, ayıp ediyorsun. Oraya gelen bir kilo pasta. Göndermeyin sıkıntı yok. 1 kilo pasta yaa 1 kilo. Niye şimdi bunu gündeme getiriyorsun, onu anlamadım.
Hakan Onay: TSYD'nin görevlendirdiği personelin ücretlerini de Antalyaspor A.Ş Yönetim Kurulu ödüyor.
Şifa Çiçek: Orada 3 tane görevli çalışıyor, onlara ödeniyor. Oranın sorumluluğu Antalyaspor A.Ş'nindir. Verilen para da ahım şahım değil. Çok komik bir rakam. Herkesin maaşı makbuz karşılığında ödeniyor.
Bu konuşmanın ardından Şifa Çiçek, Hakan Onay ile olan iletişimini kestiğini artık telefonlarına bile bakmayacağını belirtti. Hakan Onay programda yanlış anlaşıldıysam özür dilerim dediyse de kalp kırıcı ve sarsıcı bir etki oluşturdu. Özür de dilense pardon da denilse TSYD Başkanı Şifa Çiçek ve yönetimi Cuma günü oynanan Samsunspor maçının devre arasında o adı geçen 1 kg kurabiyeyi kendi ceplerinden alıp dağıttı. Maç başına 3 görevliye ödenen maaşı ise kim karşıladı onu bilmem ancak varsın maç esnasında kurabiye olmaz olsun. Sonuçta oraya pikniğe gitmiyoruz. Gazeteci dediğin adam spor müsabakasını takip edip haberini yazacak ve evine gidecek. Kimse kimseye muhtaç değil.
Benim asıl üzüldüğüm nokta ‘kurabiyenizi biz veriyoruz, maaşlarınızı biz ödüyoruz’ şeklinde insanı örseleyen sözler değil. Bizim camia olarak yek vücut olamayışımız. Çok afedersiniz bu veya benzeri durumlara yeterince tepki veremeyişimiz. Birisinin yaptığı hatayı koca Antalyaspor’a mal etmek de doğru değil ancak herkesin kendine çekidüzen vermesi ve tekrar böyle hadiselerin yaşanmaması adına bir tavır koymalıyız. Kimseyi gaza getirmek istemem ancak maça gitmemek ve takip etmemek bir protesto şeklidir. Antalyaspor’un başarılı olmasını bu kentte yaşayan herkes ister. İstanbul takımlarını tutanlar bile ister çünkü Antalyaspor küme düşerse Antalya deplasmanı olmayacağından kendi takımlarını izleyememe durumu ile karşı karşıya kalacaklar.
Kentin gözbebeği Antalyaspor’un ligde kalması adına büyük çaba harcayan sayın Rıza Perçin başkanın ve yönetimin yapılan eleştirilere saygı göstermesini rica ederken, hiçbir meslektaşımın da Antalyaspor düşmanlığı yaptığına inanmamaları gerektiğini savunuyorum. En kısa sürede de bu konuda havayı yumuşatacak adımlar atılmasını tavsiye ediyorum.




















Yorum Yazın
Facebook Yorum