Yıllardır “Geliyorum” diyen tehlikeyi ya görmek istemedik ya da görmezden geldik. Finansal sıkıntılar büyürken kalıcı çözümler üretilemedi, gerekli önlemler alınamadı. Çekirge misali Antalyaspor bu kez sıçrayamadı ve maalesef küme düştü. Yani bir alt lige geriledi.
Aslında çok daha önce aynaya bakmak gerekiyordu. Ama o aynaya bakmayı da tercih etmedik.
Antalyaspor’un Süper Lig’den düşmesindeki en önemli nedenlerin başında finansal yetersizlik ve kötü yönetim geliyor. Özellikle hafriyat gelirleri konusu yıllardır kamuoyunda soru işaretleri yarattı. Derneğe ne kadar gelir girdi, bunun ne kadarı A.Ş.’ye aktarıldı? Bugüne kadar bu konuda net ve tatmin edici bir açıklama yapılmadı. Bugün yaşanan küme düşmede bu belirsizliklerin de önemli payı olduğu açık.
Teknik direktör Sami Uğurlu’nun elinden gelen mücadeleyi verdiğini düşünüyorum. Ancak böylesine ağır sorunların içinde onun da bir noktadan sonra çaresiz kaldığı ortada. Emre Belözoğlu ve Erol Bulut tercihleri ise baştan itibaren tartışmalıydı. Bana göre Antalyaspor kümede kalma şansını Alanyaspor maçında kaybetti.
Son haftaya bırakılan kurtuluş mücadelesinde ise bazı İstanbul takımlarının ve Trabzonspor’un ortaya koyduğu vasat futbol, futbol kamuoyunun vicdanında derin izler bıraktı.
Ancak Antalyaspor küme düştüyse bunun sorumlusu sadece sahadaki skorlar değildir.
Bugün yaşanan tablo; yıllardır biriken plansızlığın, ilgisizliğin ve günü kurtarma anlayışının sonucudur.
Turizmin, inşaatın ve milyarlarca liralık ekonominin döndüğü Antalya gibi bir şehirde, Antalyaspor’a hâlâ kalıcı bir gelir modeli oluşturulamamış olması büyük bir yönetim başarısızlığıdır. Televizyonlarda spor yorumcuları Antalyaspor’un küme düşmesine anlam veremediklerini söylüyor. Oysa gözden kaçırılan önemli bir gerçek var: Turizmin bu şehre kattığı ekonomik değer, spor kulüplerine destek konusunda ne yazık ki aynı ölçüde yansımıyor.
Siyasetçiler yıllardır tribünlerde görüntü verdi, destek mesajları paylaştı. Ancak taşın altına gerçek anlamda ellerini koyduklarını söylemek zor. Belediyeler günü kurtaran hamlelerle yetindi, uzun vadeli sportif projeler üretilemedi.
Kulüp yönetimleri yanlış transfer politikalarıyla borç yükünü artırırken, teknik yapı da sahaya yeterli karakter ve mücadeleyi koyamadı. Üstelik Antalyaspor son yıllarda kendi taraftarını da kaybetmeye başladı.
Oysa son dönemeçte daha fazla kenetlenebilseydik, bu düğümü birlikte çözebilirdik.
Sonuç olarak Antalyaspor küme düştü ve bu tabloda hepimizin payı var. Böylesine büyük bir şehrin takımının yalnız bırakılması kabul edilemez.
Şimdi bu dramatik düşüşten ders çıkarma zamanı.
Çünkü bir alt lig, sanıldığından çok daha zor ve stresli bir maraton. Antalyaspor bir markadır; bu şehirde yaşayan herkesi temsil eder.
Bu yüzden yeniden ayağa kalkmak zorundayız.
Hem de bugünden başlayarak, vakit kaybetmeden...




















Yorum Yazın
Facebook Yorum