Antalya’da bir dönem gazete yöneticiliği yapmış, şimdilerde ise bir medya kuruluşunda köşe yazarlığı yapan “zatı muhterem”, geçtiğimiz aylarda Su Otel’de bir fuar şirketinin basın toplantısına katıldı. Ardından ANFAŞ Fuar Merkezi hakkında bir dizi iddialarda bulunmaya başladı. Tabii, aynı zatın köşe yazısı yazdığı sitenin ana sayfasında, toplantıya katıldığı fuar şirketinin reklamı sürmanşetten boy göstermeye başladı. Anlaşılan, güzel bir paraya anlaşma yapılmış! Ama ona kalırsa reklam reklamdır.
Adama bak, bununla da kalmamış ANFAŞ’ın kapatılması için belediyeleri iş takipçisi gibi tek tek dolaşmış, bürokratları tehdit etmiş. Reklamını aldığı fuar şirketinin sahibi ve avukatı ne derse hooop köşesinde.
Eminim köşe yazdığı, haber yaptığı medya sahiplerinin bundan haberi yoktur. Yoksa bu iş takipçiliği bile kovulmasına yeter. Tabi bu medya şirketi ile ilgili de bazı dedikodular dolaşıyor. Vay efendim neymiş, ANFAŞ’tan bir yakınları ihale alamadıkları için zat-ı muhteremi ‘tetikçi’ yapmışlar. İhale ile ilgili elimde belge olmadığı için bu dedikoduya itibar etmiyorum.
Bu kişinin yazdıklarına da zerre itibar edilmez. Zira camiada adı, geçmişte de şimdi de “kalemini satan çakma gazeteci” olarak anılır. Ne yazık ki yaşı ilerledikçe hafıza kaybına da uğramış görünüyor. Yıllar önce Kumbul’un danışmanının ağzından Mustafa Akaydın’a çamur atan bu zat, gazetecilikten çok mesleğin cinliğini, hinliğini kendine yol edinmiş. Kalemini doğruluktan yana oynatamıyor.
Ey zatı muhterem! Bu memlekette kimin kime siparişle yazı yazdırdığını herkes bilir. Hakkında bildiklerimi yazsam, inan Antalya sokaklarında rahatça dolaşamazsın. Para ile satın alınan, çıkar ilişkilerine sımsıkı bağlı bu satılık kalem, güçlünün yanında durup onun nüfuzundan faydalanıp kapılar açma konusunda tam bir uzman!
Sen değil misin, 16 yıl önce Menderes Türel’in yanında yer alıp seçimi kaybettiğinde bir anda Akaydın’cı kesilen? Türel belediye başkanıyken her şey tozpembe, kaybedince tu kaka! İşte bu satılık kalemin, Türel belediye başkanıyken Akaydın’a yazdığı yazılardan bazı başlıklar:
• Akaydın’dan başkan olur mu?
• Akaydın’ın anketinden Türel çıktı.
• Hoca projede çuvalladı.
• Akaydın Hoca, Türel’i tebrik etmeli.
• Akaydın gerilim aktörüdür.
• CHP Akaydın’la fırsat tepti.
En çarpıcısı ise Akaydın’ın yakasına astığı “Papik Nuri” benzetmesi. Acaba bu yakıştırma hâlâ Akaydın’ın yakasında mı, yoksa bu çakma gazeteciye iade mi edildi, bilemiyoruz; mahsen mahremdir…
Peki, bu zat yazdıklarından kendini kurtarmak için ne diyor?
“Ben Mustafa Akaydın’a hep muhalefet ettim, ama seçim sonrası süreç öyle ilginç işledi ki, Hocayı daha yakından tanıma fırsatı buldum. Bu süreçte, uğruna Hocaya muhalefet ettiğim kişilerin doğru sandığım birçok işleminin yanlış olduğu bana kanıtlandı.”
Kendi ağzıyla itiraf ediyor: Araştırmadan, doğruyu öğrenmeden, birilerinin isteğiyle saldırmış! Bu duruma düpedüz “tetikçilik” denmez mi?
Antalya’nın sokaklarında bu tür kalemlerin gölgesi dolaşırken, gerçek gazetecilik nerede kaldı?
Soruyorum: Bu şehir, satılık kalemlerin değil, hakikatin peşinde koşanların sesine muhtaç değil mi?
Yorum Yazın
Facebook Yorum