Antalya’nın Konyaaltı ilçesi Çakırlar Mahallesi’ne Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından planlanan, konut projesine tepkiler devam ediyor. Antalya’da 24 meslek odasının bir araya gelerek oluşturduğu TMMOB Antalya İl Koordinasyon Kurulu, söz konusu proje için seçilen yer için bir kez daha gözden geçirilmesini talep etti. Çakırlar bölgesinin hidrojeolojik yapı, taşkın güvenliği, içme suyu koruma alanları, teknik altyapı ve imar planı bütünlüğü açısından ciddi sakıncalar içerdiğine vurgu yapıldı.
(1).jpg)
‘SOSYAL KONUT ÜRETİMİNE KARŞI DEĞİLİZ’
TMMOB Antalya İl Koordinasyon Kurulu tarafından yapılan basın açıklamasında TOKİ projesi için seçilen yerin yanlışlığının altı çizildi. Yapılan açıklamada, “Öncelikle belirtmek isteriz ki; meslek odaları olarak sosyal konut üretimine karşı değiliz. Aksine, erişilebilir, güvenli, planlı ve nitelikli konut üretimini destekliyoruz. Burada eleştirilen husus projeden ziyade yanlış yer seçimi nedeniyle ortaya çıkan kamu güvenliği, içme suyu güvenliği ve çevresel sürdürülebilirlik riskleridir. Bu uyarılar, sosyal konuta karşı bir tutum değil; ileride telafisi zor zararları önlemeye yönelik bilimsel ve teknik bir hatırlatma” denildi.
‘ZEMİN TOKİ PROJESİNE UYGUN DEĞİL’
TOKİ tarafından seçilen Çakırlar Mahallesi’nin zeminin bu proje için uygun olmadığını belirten İl Koordinasyon Kurulu “Bölge jeolojik ve hidrojeolojik açıdan hassas bir havza içerisinde yer almakta olup kum, çakıl ve yamaç molozu birimlerinin baskın olduğu yüksek geçirgenlikli zemin özellikleri göstermekte. Bu tür taneli ve gevşek yapılı zeminler; yüksek yeraltı su seviyesi, sıvılaşma potansiyeli, taşıma gücü yetersizliği ve oturma gibi mühendislik açısından kritik riskler doğurmakta, bu nedenle güvenli yapılaşma için ayrıntılı jeolojik–jeoteknik incelemeler zorunlu kılmakta. Aynı geçirgen özellikler içme suyu temininde stratejik öneme sahip akiferlerin kirlenmeye açık, doğal arıtım kapasitesi düşük ve kirlenme sonrası geri kazanımı neredeyse imkânsız olduğu anlamına gelmekte. Nitekim proje sahası çevresinde yaklaşık 12 adet içme suyu kuyusu bulunmakta olup bu kuyular için yıllık toplam 1,4 hectometre küp su tahsisi yapılmakta. Söz konusu alanın içme suyu 2. derece koruma alanında yer alması; hem içme–kullanma suyu güvenliğini hem de güvenli yapılaşmayı doğrudan ilgilendiren çift yönlü bir risk oluşturmakta “ ifadeleri kullanıldı.
.jpg)
TAŞKIN RİSKİNE DİKKAT ÇEKİLDİ
Bölgenin taşkın riski taşıdığının bir kez daha hatırlatan TMMOB, “Proje alanında ayrıca taşkın riski belirgindir. Havzanın topografyası, yağış rejimi, dere yatağı davranışı ve sediment yükü geçmiş taşkın olaylarını açıkça işaret etmektedir. Taşkın sınırları ile proje alanlarının çakışması, özellikle kısa süreli şiddetli yağışların arttığı günümüz iklim koşullarında ciddi can ve mal güvenliği tehlikesi yaratacak” sözlerini kaydetti.
KENTİN TRAFİK YÜKÜNÜ ARTIRACAK
Projenin hayat geçmesi halinde zaten sıkışık olan kent trafiğine ağır bir darbe daha indirileceğine dikkat çekildi. TMMOB tarafından projeye ilişkin yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Ulaşım ve teknik altyapı açısından da ciddi boşluklar bulunmakta. Projenin tamamlanmasıyla on binlerce kişinin yaşayacağı yeni bir yerleşim ortaya çıkacak. Ancak bölgede ana arter bağlantıları, toplu taşıma entegrasyonu, içme suyu–atık su kapasitesi, elektrik altyapısı ve sosyal donatılar bu ölçeğe uygun değil. Plansız nüfus yükü kent merkezinde trafik baskısını artıracak, mevcut altyapıyı zorlayacak ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyecek. Bu kapsamda bölgedeki Hurma Atık Su Arıtma Tesisinin kapasitesini aşan oranda bir atık su oluşacak, bölgeden çıkacak bu atık suyun dereler yoluyla arıtılmadan denize ulaşması söz konusu.”
'ÇED GEREKLİ DEĞİLDİR' KARARINA TEPKİ
Bölge için verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararına sert tepki gösteren TMMOB açıklamasında, “Burada vurgulanması gereken bir diğer husus, projeye ilişkin çevresel değerlendirme süreçlerinin kapsayıcılığı. Çevresel Etki Değerlendirmesi yalnızca şekli bir onay süreci değil; riskleri önceden tespit edip gerekli tedbirleri tanımlamayı amaçlayan bilimsel bir mekanizma. İçme suyu havzaları, taşkın alanları, karstik akifer sistemleri, tarımsal üretim, iklimsel etkiler ve kümülatif çevresel yük gibi hususlar bütüncül bir analiz gerektirir. Bu analizler tamamlanmadan verilen kararlar hem çevre hukuku hem de ihtiyat ilkesi açısından tartışmalı. Bu bağlamda ilgili meslek odaları olarak ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararı ve ihale süreçlerine ilişkin hukuki girişimler başlatılmış olup süreç yargı nezdinde takip edilmektedir” denildi.




























Yorum Yazın