© Adalya Medya 2021

Yapı stoğu yüksek risk altında

Türkiye’deki yapı stokunun önemli bölümünün hâlâ yüksek risk altında olduğunu kaydeden İMO Antalya Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Neslihan Başar, imar aflarının mühendislik hizmeti almamış yapıların yasallaşmasına yol açtığını ifade etti.

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Antalya Şubesi yönetimi, 6 Şubat depremlerinin yıldönümü gazeteciler ile bir araya geldi. Buluşmada Türkiye’deki yapı stoğunun son durumu ve depremlere karşı alınması gereken önlemler konuşuldu. Mühendisler yerel yöneticilere önemli uyarılarda bulundu. Programın açılış konuşmasını yapan İMO Antalya Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Erman Aydın, depremlerin doğanın kaçınılmaz bir gerçeği olduğunu belirterek, yaşanan felaketlerden ders çıkarılması gerektiğini söyledi. Depremler sonrası çok sayıda etkinlik gerçekleştirdiklerini ve teknik değerlendirmeleri belediyelerle paylaştıklarını ifade eden Aydın, yerel yönetimlerin bu öneriler doğrultusunda adımlar atmaya başladığını dile getirdi. 6 Şubat depremlerinde on binlerce vatandaşın hayatını kaybettiğini hatırlatan Aydın, benzer acıların tekrar yaşanmaması için kararlılıkla hareket edilmesi gerektiğini vurguladı.

YAPI STOKU GÜNCEL DEĞİL

Depremin ne zaman meydana geleceğinin kesin olarak bilinmediğini ancak olası etkilerinin öngörülebileceğini kaydeden Aydın, yıkımın temel nedeninin deprem değil ihmal olduğunu söyledi. Antalya’daki yapı stokunun önemli bölümünün güncel deprem verileri ve yönetmeliklerine göre inşa edilmediğine dikkat çeken Aydın, geçmiş yıllardaki inşaat kalitesinin bugünkü standartların gerisinde kaldığını belirtti. Yapı ve malzeme teknolojisinin geliştiğini ancak mevcut yapı stokunun büyük bölümünün eski kabullerle ayakta kalmaya çalıştığını ifade eden Aydın, bu nedenle düzenli denetimin zorunlu olduğunu dile getirdi. Binaların belirli aralıklarla kontrol edilmesi gerektiğini söyleyen Aydın, taşıyıcı sistemlerde zamanla hasar oluşabileceğini ve bunun ciddi risk yaratabileceğini belirtti. Yapı güvenliğinin süreklilik gerektirdiğini vurgulayan Aydın, özellikle tadilat süreçlerinde yaşanan denetimsizliklerin büyük tehlike oluşturduğunu ifade etti. Birçok tadilatın ilgili idarelerin bilgisi dışında, basit ruhsatlar altında gerçekleştirildiğini aktaran Aydın, bu süreçlerde uzman incelemesi yapılamadığını söyledi.

YETERLİ DENETİM YOK

Ticari yapılarda denetimsiz müdahalelerin daha yaygın olduğunu dile getiren Aydın, bir binada kolon kesildiğinin tespit edildiğini ve durumun ilgili kurumlara bildirildiğini belirtti. Söz konusu yapının yenilendiğini ifade eden Aydın, Antalya’da benzer durumda yüzlerce yapı olabileceğini ancak yeterli denetim yapılamadığı için bunların tespit edilemediğini söyledi. Tehlikenin günlük yaşamın merkezinde bulunduğunu kaydeden Aydın, bunun okullar ve kreşler gibi kamusal alanlarda da söz konusu olabileceğine dikkat çekti.Antalya’da şeffaf bir yapı stoğu envanterinin bulunmadığını belirten Aydın, riskler bilinmeden etkili bir dönüşüm planı oluşturulamayacağını söyledi. Yapı stokunun acilen taranması ve denetlenmesi gerektiğini vurgulayan Aydın, tüm tadilatların mühendis denetiminde yapılmasının yaşam hakkının gereği olduğunu ifade etti. “Afet kader değildir, deprem öldürmez ihmal öldürür” sözlerini yineleyen Aydın, Antalya’nın depreme yeterince hazır olmadığını dile getirdi.

DAHA AZ KAYIP YAŞIYORLAR

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi adına basın açıklamasını okuyan Neslihan Başar ise Türkiye’de depremin beklenmedik bir doğa olayı olmadığını belirterek, etkilerinin büyük ölçüde azaltılabileceğini söyledi. Yıkımın büyüklüğünün depremin şiddetinden çok yapı üretiminin kalitesi ve denetimin niteliğiyle ilişkili olduğunu vurgulayan Başar, aynı büyüklükteki depremlerin farklı ülkelerde daha az kayıpla atlatılmasının bunun göstergesi olduğunu ifade etti. Başar, Türkiye’de orta büyüklükteki depremlerde bile ağır yıkımlar yaşandığını hatırlatarak, Balıkesir Sındırgı’da meydana gelen 6,1 ve 6 büyüklüğündeki depremlerde yüzlerce binanın ağır hasar aldığını söyledi. İstanbul açıklarında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremin ise iletişim altyapısı ve toplanma alanlarına ilişkin sorunları ortaya koyduğunu belirten Başar, olası büyük bir deprem için hazırlıkların yetersiz olduğuna dikkat çekti.

YÜKSEK RİSK ALTINDA

Türkiye’deki yapı stokunun önemli bölümünün hâlâ yüksek risk altında olduğunu kaydeden Başar, imar aflarının mühendislik hizmeti almamış yapıların yasallaşmasına yol açtığını ifade etti. TBMM Kahramanmaraş Depremleri Araştırma Komisyonu raporuna göre milyonlarca konutun acilen dönüştürülmesi gerektiğini hatırlatan Başar, risk azaltma politikalarının geciktirilmeden uygulanması gerektiğini söyledi. Depreme hazırlık çalışmalarının çoğunlukla afet sonrasına sıkıştığını belirten Başar, asıl belirleyici olanın deprem öncesi yapılan çalışmalar olduğunu vurguladı. Okullar, hastaneler ve kamu binalarının güvenlik durumuna ilişkin şeffaf bilgi paylaşımı yapılmadığını ifade eden Başar, afet yönetiminin yalnızca müdahale kapasitesiyle değil risk azaltma düzeyiyle ölçülmesi gerektiğini dile getirdi.

SIKI DENETİM SAĞLANMASI

Başar, İMO olarak çağrılarını yineleyerek, ülke genelinde güncel ve şeffaf yapı envanteri oluşturulması, binaların periyodik mühendislik kontrolünden geçirilmesi, kentsel dönüşümün rant yerine risk odaklı yürütülmesi ve yapı üretiminin tüm aşamalarında sıkı denetim sağlanması gerektiğini sözlerine ekledi.

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER