Yanan sadece Ormanlarımız değil, geleceğimizdir
GÜNDEMÇevre Mühendisleri Odası Antalya Şubesi Yönetim Kurulu, Antalya'nın Aksu ilçesinde başlayarak Kepez ve Döşemealtı'na yayılan orman yangınlarına ilişkin yaptığı açıklamada, yangınların yalnızca bir orman yangını olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti.
Yangına müdahale eden tüm kamu kurumlarına, yerel yönetimlere, sağlık emekçilerine, gönüllülere ve sahada görev yapanlara teşekkür eden ÇMO Antalya Şubesi, yangından etkilenen yurttaşlara geçmiş olsun dileklerini ileterek hayatını kaybeden vatandaş için başsağlığı diledi.
Açıklamada, Manavgat yangınlarından bu yana yangınla mücadelede erken tespit, gözetleme, risk haritaları, İHA ve kamera sistemleri ile kurumlar arası koordinasyon konusunda önemli adımlar atıldığı belirtilerek, bu çalışmaların kalıcı ve ölçülebilir bir risk yönetim sistemine dönüştürülmesi gerektiği vurgulandı.
“ÖNLEMEYE DAHA FAZLA ODAKLANMALIYIZ”
ÇMO Antalya Şubesi, iklim değişikliğiyle birlikte artan sıcaklıklar, kuraklık, düşük nem ve kuvvetli rüzgârların yangın riskini büyüttüğüne dikkat çekerek, yangınlarla mücadelede yalnızca hızlı müdahalenin değil, yangının çıkmasını önlemenin temel hedef olması gerektiğini ifade etti.
Açıklamada şu sorulara dikkat çekildi:
- Orman-kent sınırlarını yeterince koruyor muyuz?
- Elektrik hatları ve altyapı kaynaklı riskleri yıl boyunca azaltıyor muyuz?
- Tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan yangın risklerini etkin biçimde yönetiyor muyuz?
- Orman yolları, yangın havuzları ve su kaynaklarını kritik dönemler öncesinde hazır tutuyor muyuz?
- Ormanlık alanlardaki yanıcı yükü ve atık birikimini düzenli olarak azaltıyor muyuz?
“ORMANLAR SADECE AĞAÇ DEĞİLDİR”
Açıklamada, yanan alanların yalnızca ağaç kaybı anlamına gelmediği belirtilerek, biyoçeşitlilik, toprak, su kaynakları, ekosistem dengesi ve halk sağlığının da zarar gördüğü vurgulandı.
Yangın sonrası çalışmaların yalnızca dikilen fidan sayısıyla değerlendirilmemesi gerektiği belirtilirken, doğal gençleşmenin mümkün olduğu alanlarda ekosistemin kendini yenileme kapasitesinin korunması ve yanan alanların uzun dönemli olarak bilimsel yöntemlerle izlenmesi gerektiği ifade edildi.
“ATIK YÖNETİMİ DE RİSK YÖNETİMİDİR”
Orman ve kırsal alanlardaki düzensiz atıkların da yangın riski oluşturduğuna dikkat çeken ÇMO Antalya Şubesi, özellikle cam, pil, batarya, elektronik ve kimyasal içerikli atıkların kontrolsüz biçimde doğaya bırakılmasının önüne geçilmesini istedi.
2024 ve 2025 yıllarında gerçekleştirilen “Orman Benim” gibi çalışmaların kampanya dönemleriyle sınırlı kalmaması, yüksek riskli alanlarda düzenli ve denetlenebilir bakım ve temizlik programlarına dönüştürülmesi gerektiği belirtildi. Kırsal ve ormanlık alanlara atık bırakanların tespit edilerek caydırıcı yaptırımlar uygulanması çağrısı yapıldı.
“AFET OLMADAN ÖNCE HAREKETE GEÇMELİYİZ”
ÇMO Antalya Şubesi, Antalya'nın yalnızca orman yangınlarına değil; aşırı sıcaklık, kuraklık, sel, taşkın ve su krizi gibi birbirleriyle bağlantılı iklim risklerine karşı da hazırlıklı olması gerektiğini belirtti.
Açıklamada, iklim risk haritalarının güncellenmesi, ilçelerin kırılganlıklarının belirlenmesi, yangın ve taşkın risklerinin birlikte değerlendirilmesi ve tüm bu verilerin kent planlamasına dahil edilmesi gerektiği ifade edildi.
COP31 sürecinde Antalya'nın iklim gündeminin yalnızca emisyon azaltımıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten ÇMO Antalya Şubesi, uyum, dirençlilik ve afetlere hazırlığın da öncelikli hale getirilmesi çağrısında bulundu.
Açıklama şu ifadelerle sonlandırıldı:
“Orman yangınları yalnızca yaz aylarının gündemi değildir. Bir iklim meselesidir. Bir kentleşme, biyoçeşitlilik, afet yönetimi ve çevre politikası meselesidir. Her şeyden önce bir gelecek meselesidir. Yangın söndükten sonra gündem değiştiren değil, yangın çıkmadan önce önlem alan bir anlayışa ihtiyacımız var. Çünkü iklim krizi beklemiyor.”
İlginizi Çekebilir