6 Şubat Depremleri Bir “Beka Meselesi”
GÜNDEMTMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şubesi, 6 Şubat 2023’te 11 ili etkileyen ve 53 binden fazla yurttaşın hayatını kaybettiği depremlerin 3. yıl dönümünde yaptığı açıklamada, afet yönetimindeki eksikliklere dikkat çekerek “bilimle barışık, deprem dirençli kentler” çağrısında bulundu.
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şubesi Yönetim Kurulu adına açıklama yapan Başkan Mustafa Karancı, Kahramanmaraş merkezli depremlerin acısının hâlâ ilk günkü tazeliğini koruduğunu belirterek, benzer felaketlerin yaşanmaması için teknik ve bilimsel gerçeklerin kamuoyuyla paylaşılmasının kamusal bir sorumluluk olduğunu vurguladı.
Karancı, 6 Şubat depremlerinin yer bilimlerinin göz ardı edilmemesi gereken bir “beka meselesi” olduğunu en acı biçimde ortaya koyduğunu ifade ederek, aradan geçen üç yıla rağmen afet yönetimi ve yapı güvenliği alanında ciddi eksikliklerin sürdüğünü söyledi.
Afetlerin Ekonomik Yükü Katlanıyor
Birleşmiş Milletler Afet Risk Azaltma Ofisi’nin yayımladığı Küresel Afet Risk Azaltma Değerlendirme Raporu (GAR 2025) verilerine dikkat çeken Karancı, afetlerin küresel ekonomik maliyetinin hızla arttığını belirtti. 1970–2000 yılları arasında yıllık 70–80 milyar dolar olan afet maliyetlerinin, 2001–2020 döneminde 180–200 milyar dolara yükseldiğini aktardı.
Türkiye’de de benzer bir tablo yaşandığını kaydeden Karancı, 1999 Marmara depremlerinin yaklaşık 17 milyar dolarlık ekonomik kayba yol açtığını, 6 Şubat depremlerinin maliyetinin ise Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından 103,6 milyar dolar olarak açıklandığını, TBMM Deprem Zararlarını Azaltma Komisyonu’nun ise bu rakamı 148,9 milyar dolar seviyesinde öngördüğünü hatırlattı.
“Kaynaklar Enkaz Kaldırmaya Değil, Enkazı Önlemeye Harcanmalı”
Uluslararası Afet Veri Tabanı (EM-DAT) raporlarına göre Türkiye’nin, can kaybı ve ekonomik zarar açısından afetlerden en çok etkilenen ülkeler arasında yer aldığını belirten Karancı, kayıpların yalnızca maddi boyutla sınırlı olmadığını vurguladı.
“53 bin 537 yurttaşımızı kaybettik. Özellikle çocuklarımızın ve gençlerimizin yaşadığı mağduriyetin hiçbir maddi karşılığı yok” diyen Karancı, afetlere hazırlıksız yakalanma döngüsünün kırılması gerektiğini ifade etti. Erken önlem ve risk azaltma çalışmalarına ayrılan her 1 birim kaynağın, afet sonrası oluşacak 7 birimlik zararı önlediğini hatırlattı.
“Afet Suçu” Tanımlansın Çağrısı
Açıklamada, depremlerin ardından sorumluluğun “kader” söylemiyle geçiştirilmesinin kabul edilemez olduğu vurgulanarak, Türk Ceza Kanunu’nda “Afet Suçu” kavramının açık ve net biçimde tanımlanması talep edildi.
İmar planlamasından zemin etütlerine, yapı üretiminden denetime kadar tüm süreçlerdeki ihmallerin taksir olarak değil, ağır bir suç olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Karancı, bilimsel uyarıları dikkate almayan karar vericilerin ve denetim sorumluluğunu yerine getirmeyenlerin hesap vermesi gerektiğini söyledi.
“Sorun Fay Hatları Değil, Bilimden Uzak Tercihler”
Jeoloji mühendisleri olarak kayıpların temel nedeninin fay hatları değil, bilim dışı uygulamalar olduğunun altını çizen Karancı, tüm yetkilileri popülist yaklaşımlardan uzak durmaya, liyakati esas almaya ve “Deprem Dirençli Kentler” vizyonunu sahada hayata geçirmeye davet etti.
Açıklama, “6 Şubat sadece geçmişin değil, geleceğimizin de meselesidir. Bilimsel gerçekleri yok saymak, yeni felaketlere davetiye çıkarmaktır” sözleriyle sona erdi.
İlginizi Çekebilir