Konuşmasında öğretmenlerden çiftçilere, şehit aileleri ve gazilerden adalet sistemine, dış politikadan Gazze'ye kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulunan Tekin, "Biz kişilerle değil, yanlış zihniyetlerle mücadele ediyoruz." ifadelerini kullandı.
"Öğretmenin Alın Teri Ertelenemez"
Konuşmasına eğitim alanındaki sorunlarla başlayan Tekin, özel sektörde çalışan öğretmenlerin yaşadığı hak kayıplarına dikkat çekti.
Yaklaşık bir ay önce Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının özel sektör öğretmenlerinin çalışma şartlarını görüşmek üzere planladığı toplantının sessiz sedasız iptal edildiğini kamuoyuna taşıdıklarını hatırlatan Tekin, öğretmenlerin özlük haklarının iyileştirilmesi gerektiğini belirtti.

"Öğretmenimizin emeğinin, alın terinin karşılığı ertelenemez." diyen Tekin, Saadet Partisi olarak eğitim çalışanlarının haklarının geliştirilmesi ve eğitim sisteminin daha adil bir yapıya kavuşturulması için her türlü çalışmayı desteklemeye devam edeceklerini söyledi.
"Çiftçi Bir Litre Mazot İçin Beş Kilo Buğday Satıyor"
Ekonomik sorunların en ağır yükünü üreticilerin taşıdığını belirten Tekin, tarım sektörünün ciddi bir kriz içerisinde bulunduğunu ifade etti.
Türkiye'nin dört bir yanında çiftçilerle bir araya geldiklerini söyleyen Tekin, geçmişte "derman yeri" olarak görülen harman yerlerinin bugün "dert yerine" dönüştüğünü dile getirdi.
Çiftçinin artan maliyetler nedeniyle üretim yapamaz hale geldiğini belirten Tekin, Toprak Mahsulleri Ofisinin yeterli alım yapmaması nedeniyle üreticinin tüccarın insafına bırakıldığını savundu.
Bir litre mazotun yaklaşık 80 liraya ulaştığını belirten Tekin, mevcut piyasa koşullarında çiftçinin bir litre mazot alabilmek için yaklaşık beş kilogram buğday satmak zorunda kaldığını söyledi.
Gübre, elektrik, sulama ve işçilik giderleri dikkate alındığında üreticinin zarar ettiğini dile getiren Tekin, iktidarın tarım politikalarını eleştirerek şu değerlendirmede bulundu:
"Bizim iktidarımız döneminde çiftçi iki kilo buğday satarak bir litre mazot alabiliyordu. Bugün ise aynı mazot için beş kilo buğday satmak zorunda kalıyor. Bu yalnızca fiyat farkı değil; üreticiden yana olmak ile ithalat lobilerinden yana olmak arasındaki farktır."
"2 Milyon 600 Bin Hektar Tarım Arazisi Kaybedildi"
AK Parti iktidarı döneminde Türkiye'nin önemli miktarda tarım arazisini kaybettiğini ileri süren Tekin, 2002 yılından bu yana yaklaşık 2 milyon 600 bin hektar tarım alanının üretim dışına çıktığını iddia etti.
Bu kaybın Ankara'nın yüzölçümünden daha büyük olduğuna dikkat çeken Tekin, Türkiye'nin yalnızca tarım arazilerini değil, üretim gücünü ve geleceğini de kaybettiğini savundu.
"Çiftçiyi Yaşatmadan Türkiye'yi Yaşatamazsınız"
Saadet Partisinin tarım politikalarına da değinen Tekin, çiftçinin faiz yükünden kurtarılması gerektiğini belirtti.
Tekin, iktidara gelmeleri halinde;
Alım fiyatlarının gerçek maliyet ve refah payına göre belirleneceğini,
Mazot ve gübre desteklerinin ekim öncesinde çiftçiye ulaştırılacağını,
Toprak Mahsulleri Ofisinin etkin piyasa düzenleyicisi haline getirileceğini,
Sulama elektriğinin üreticiyi zorlayan bir maliyet olmaktan çıkarılacağını ifade etti.
"Tarım Türkiye'nin beka meselesidir. Çiftçiyi yaşatmadan Türkiye'yi yaşatamazsınız." dedi.
Gaziler ve Şehit Aileleri İçin Çağrı
Tekin, Ankara Güvenpark'ta uzun süredir eylem yapan şehit aileleri ve gazilerin taleplerinin dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Gaziler ve şehitler arasında yapılan statü farklılıklarının kaldırılmasını isteyen Tekin, bu konuda gerekli yasal düzenlemelerin vakit kaybetmeden hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.
"Dosyalar Bekletilmemeli"
Adalet sistemine yönelik eleştirilerde de bulunan Tekin, suçla mücadelede çifte standart uygulandığını ileri sürdü.
Elinde bilgi ve belge bulunan kamu görevlilerinin bunları siyasi süreçlere göre bekletmemesi gerektiğini söyleyen Tekin, hukukun zamanında işletilmemesinin suç örgütlerini cesaretlendirdiğini savundu.
"Bir dosyanın zamanı olmaz. Suç öğrenildiği anda hukuk harekete geçmelidir." ifadelerini kullandı.
"Devlet Hukuktan Ayrılırsa En Büyük Çete Olur"
Gülistan Doku dosyasını örnek gösteren Tekin, kamu kurumlarının suçla mücadelede daha etkin davranması gerektiğini belirtti.
Devletin hukuktan uzaklaşmasının ciddi sonuçlar doğuracağını dile getiren Tekin, "Devlet hukuktan ayrılırsa en büyük çete olur." sözleriyle yargı sistemine ilişkin eleştirilerini dile getirdi.
Tekin, Gülistan Doku'nun yanı sıra Rojin Kabaiş, Rabia Naz Vatan ve Yeldana Kaharman dosyalarının da takipçisi olacaklarını söyledi.
"Ahbaplar Suç Örgütü" Çıkışı
Konuşmasında kamuoyunda tartışılan "Ahbaplar Suç Örgütü" iddialarına da değinen Tekin, yalnızca gözaltına alınan kişilerin değil, bu yapıya destek verdiği iddia edilen kamu görevlilerinin de araştırılması gerektiğini savundu.
"Ahbap belli. Peki çavuş kim?" diye soran Tekin, bürokrasi içerisinde sorumluluğu bulunan kişilerin de yargı önüne çıkarılması gerektiğini ifade etti.
"Vatandaşın Gündemi Geçim"
Türkiye'de siyaset ile vatandaşın gündeminin farklı olduğunu belirten Tekin, vatandaşın temel gündeminin hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı ve üretim sorunları olduğunu söyledi.
"Vatandaşın gündeminde geçim var. Siyasetin gündeminde ise taht kavgaları, tayt kavgaları ve cast kavgaları var." ifadelerini kullanan Tekin, ülkenin gerçek gündeminin mutfaktaki yangın olduğunu dile getirdi.
"Adalet Kişiye Göre Değişemez"
Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Tekin, silahların susmasını ve sorunların hukuk zemininde çözülmesini desteklediklerini ifade etti.
Ancak demokratikleşmenin yalnızca belirli kesimleri kapsayan düzenlemelerle sağlanamayacağını belirten Tekin, hukukun herkes için eşit işlemesi gerektiğini söyledi.
KHK mağdurları, kayyum uygulamaları, Barış Akademisyenleri, tutuklu gazeteciler, sendikal haklar ve uzun tutukluluk gibi konuların da demokratikleşme sürecinin önemli başlıkları olduğunu ifade etti.
"Adalet kişiye göre biçilen bir elbise değildir." diyen Tekin, hukuk devletinin herkes için eşit uygulanması gerektiğini vurguladı.
Dış Politikada İktidara Eleştiri
NATO Zirvesi sonrasında yapılan değerlendirmeleri de eleştiren Tekin, Türkiye'nin uluslararası itibarıyla organizasyon başarısının birbirine karıştırılmaması gerektiğini söyledi.
"Türkiye Cumhuriyeti Devleti organizasyon şirketi değildir." diyen Tekin, devlet itibarının diplomatik başarılar ve milli menfaatlerin korunmasıyla ölçülebileceğini ifade etti.
"Trump'ın Hediye Kutusu Pandora'nın Kutusu Çıktı"
ABD Başkanı Donald Trump ile yürütülen ilişkilere de değinen Tekin, Türkiye'nin beklentilerinin karşılanmadığını savundu.
F-35 programı, CAATSA yaptırımları ve ABD'nin İsrail'e yönelik politikaları üzerinden eleştirilerde bulunan Tekin, Türkiye'nin dış politikada daha güçlü bir duruş sergilemesi gerektiğini söyledi.
Gazze Çağrısı
Gazze'de yaşanan gelişmelere de değinen Tekin, Türkiye'nin ateşkes anlaşmasının garantörlerinden biri olduğunu hatırlattı.
İsrail'in ateşkesi ihlal ettiğini savunan Tekin, Türkiye'nin yalnızca açıklamalarla yetinmemesi gerektiğini belirterek Gazze'de ateşkesin uygulanması için daha aktif diplomatik girişimlerde bulunması çağrısında bulundu.
"Türkiye'nin İhtiyacı Onarıcı Siyaset"
Konuşmasının sonunda "Onarıcı Siyaset Anlayışı" teklifini kamuoyuyla paylaşan Tekin, Türkiye'nin temel probleminin kişiler değil, yönetim anlayışı olduğunu ifade etti.
Siyasetin kutuplaşma üzerinden değil, ortak akıl ve toplumsal uzlaşı üzerinden yürütülmesi gerektiğini belirten Tekin, şu değerlendirmede bulundu:
"Türkiye'nin ihtiyacı yeni krizler değil, güveni yeniden inşa edecek bir siyaset anlayışıdır. Gerçek ittifak devlet ile millet arasında kurulacak güven sözleşmesidir. Biz geçmişle hesaplaşmayı değil, geleceği birlikte inşa etmeyi hedefliyoruz. Derdimiz gündemi değiştirmek değil, ülkeyi büyütmektir. Şov yapmak değil, milletin tenceresini doldurmaktır."








Yorum Yazın