2025 yılının gazeteciler için "kanlı ve zorlu" bir yıl olduğunu hatırlatan Saadet Partisi İl Kadın Kolları Başkanı Zübeyde Güler ise, Antalya basın tarihine damga vurmuş ve ebediyete intikal etmiş isimleri tek tek andı. Muratpaşa Kadın Kolları İlçe Başkanı Hatice Coşkun’da, basının sadece bir haber iletim aracı değil, siyaset mekanizmasını halk adına denetleyen en kritik "fren mekanizması" olduğunu ifade etti.
Saadet Partisi Antalya İl Kadın Kolları Başkanlığı tarafından düzenlenen organizasyonda, yerel basın mensuplarıyla bir araya gelindi.


Saadet Partisi İl Başkanı Mehmet Fatih Tekin, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla yaptığı sert açıklamada, Yerel ve Ulusal basının içinde bulunduğu tabloyu “demokrasi adına utanç verici” olarak nitelendirdi. İl Başkanı Tekin, gazetecilerin bayram değil, baskı, sansür ve ekonomik kuşatma altında bir mücadele günü yaşadığını ifade etti.
Açıklamasında iktidarın basını kontrol altına alma politikalarını eleştiren İl Başkanı Tekin “Bugün Türkiye’de basın özgürlüğü sistemli bir şekilde ortadan kaldırılmıştır. Gerçeği yazan gazeteciler cezalandırılırken, yandaş medya ödüllendirilmektedir. Bu adaletsiz düzen, halkın doğru bilgiye ulaşma hakkını açıkça gasp etmektedir” dedi.
.jpeg)
Gazetecilerin düşük ücretler, güvencesiz çalışma koşulları ve işsizlik tehdidiyle susturulmaya çalışıldığını vurgulayan İl Başkanı Tekin, “Kalemini satmayan, talimatla haber yapmayan gazeteciler ya işsiz bırakılıyor ya da yargı sopasıyla sindiriliyor. 10 Ocak’ı kutlama mesajlarıyla geçiştirmek, bu gerçekleri görmezden gelmektir” ifadelerini kullandı.
Yerel basının özellikle hedef alındığını belirten Saadet Partisi İl Başkanı Tekin, “Resmî ilanlar ve kamu reklamları bir baskı aracı olarak kullanılmaktadır. İktidarı eleştiren yerel medya kuruluşları ekonomik olarak boğulmakta, susturulmak istenmektedir. Bu sadece gazetecilerin değil, doğrudan halkın cezalandırılmasıdır” şeklinde konuştu.
Saadet Partisi’nin basın özgürlüğü konusundaki tutumunun net olduğunu vurgulayan İl Başkanı Tekin, “Bizler, iktidara gelince değil, her şartta basın özgürlüğünü savunan bir anlayışın temsilcisiyiz. Gazetecilerin özgür olmadığı bir ülkede adalet de olmaz, hukuk da, demokrasi de olmaz. Saadet Partisi olarak bu baskıcı medya düzenine son vermek için kararlılıkla mücadele edeceğiz” dedi.

Açıklamasının sonunda gazetecilere seslenen İl Başkanı Tekin, “Hakikatin peşinden giden, baskıya boyun eğmeyen tüm basın emekçilerinin yanındayız. Bu karanlık düzen mutlaka değişecek, Türkiye özgür basınla yeniden nefes alacaktır” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.

Aramızdan ayrılan kalemler unutulmadı
Toplantının duygusal yanını ise Antalya İl Kadın Kolları Başkanı Zübeyde Güler’in konuşması oluşturdu. 2025 yılının dünya genelinde gazeteciler için "kanlı ve zorlu" bir yıl olduğunu hatırlatan Güler, Antalya basın tarihine damga vurmuş ve ebediyete intikal etmiş isimleri tek tek andı. Zeki Özer’den Cengiz Savaşerï ‘ye kadar şehrin hafızası olan gazetecilere vefa gösterilen konuşmada, "Onların bıraktığı boşluğu dürüst ve cesur habercilikle doldurmak hepimizin borcudur" mesajı verildi.
Saadet Partisi temsilcileri çözümün geçici paketlerde değil, köklü bir zihniyet değişiminde olduğunu belirtti. Demokrasinin ancak eleştiriye tahammül edilen bir ortamda yeşerebileceği, bu iklimin yaratılması için de basın kuruluşlarına yönelik her türlü haksız muameleye son verilmesi gerektiğini belirtti.
"Eleştirmek suç olmaktan çıkarılmalıdır"
Muratpaşa İlçe Kadın Kolları Başkanı Hatice Coşkun’da, Türkiye’nin demokratik inşasının ancak gazeteciler üzerindeki yargı ve sansür baskısının kalkmasıyla mümkün olacağını vurgulayarak; "Eleştirmek suç olmaktan çıkarılmalıdır" dedi. Coşkun, basının sadece bir haber iletim aracı değil, siyaset mekanizmasını halk adına denetleyen en kritik "fren mekanizması" olduğunu ifade etti.
.jpeg)
Coşkun, bir ülkenin bağımsızlık karnesinin basın özgürlüğü ile ölçüldüğünü hatırlatarak mevcut tabloya dair sert eleştirilerde bulunarak , çok sayıda gazetecinin yazdıkları ve fikirleri nedeniyle mahkeme salonlarında mesai harcamasının, ‘özgür basın’ söylemleriyle taban tabana zıt olduğu vurgulandı. Uygulanan ambargoların ve yıldırma politikalarının basın çalışanlarını otosansüre ittiği, bunun da toplumun gerçekleri öğrenme hakkını gasp ettiğimini belirtti. Basın emekçilerinin sadece fikirsel baskı altında olmadığı, aynı zamanda ekonomik haklarının da ivedilikle yasal güvenceye kavuşturulması gerektiği ifade etti.




























Yorum Yazın