‘Tarihi fırsatı heba etmeyelim’
GÜNDEMJeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Karancı, Kasım 2026’da Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi öncesinde uyarılarda bulunarak, “Bu organizasyon yalnızca tanıtım ve turizm geliri olarak görülürse tarihi bir fırsat heba edilir” dedi.
Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Karancı, Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi öncesinde önemli açıklamalarda bulundu.
2026 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı, yaygın olarak kullanılan adıyla COP31, Kasım 2026 tarihleri arasında küresel ısınma ve sera gazı salım oranlarını azaltma amacıyla Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine taraf ülkelerin katılımıyla Antalya’da gerçekleşecek. Karancı, bu dev organizasyonun yalnızca tanıtım ve turizm açısından ele alınmasının büyük bir eksiklik olacağını vurgulayarak, “Bu şehir vitrin olmaktan öte gerçek kazanımlar elde etmelidir” dedi.
Dünya diplomasisinin gözü Antalya’da olacak
Kasım ayında dünya diplomasisinin kalbinin Antalya’da atacağını belirten Karancı, COP31 İklim Zirvesi kapsamında Birleşmiş Milletler İcra Heyeti’nin kente geleceğini ve EXPO 2016 alanında yürütülen hazırlıkların sürecin resmen başladığını gösterdiğini ifade etti.
Zirve kapsamında 193 ülkeden yaklaşık 80 bin kişinin Antalya’da ağırlanmasının planlandığını hatırlatan Karancı, “Oteller dolacak, şehir tanıtılacak. Ancak bu organizasyon bittikten sonra Antalya’ya ne kalacak sorusunu sormak zorundayız. Antalya zaten marka bir kent. Bizim ihtiyacımız birkaç gün sürecek bir vitrin değil, geleceğimizi kurtaracak kalıcı adımlardır” diye konuştu.
İklim krizini ekrandan değil, sahada yaşıyoruz
Antalya’nın iklim krizini teoride değil, günlük yaşamın içinde ağır biçimde hissettiğini söyleyen Karancı, son yıllarda yaşanan doğa olaylarına dikkat çekti.
Eskiden günlerce süren ve toprağı besleyen yağışların yerini kısa sürede yıkıma neden olan sağanaklara bıraktığını belirten Karancı, “Manavgat’ta Cumhuriyet tarihinin en büyük orman yangınlarını yaşadık. Göllerimiz çekiliyor, yeraltı sularımız her yıl daha derine iniyor. Yazın kuraklıkla, kışın sellerle mücadele ediyoruz. Antalya artık iklim krizinin tam merkezindedir” ifadelerini kullandı.
Hedef konaklama gelirleri değil iklim fonları olmalı
COP31 sürecinin yalnızca turizm gelirleri üzerinden değerlendirilmesini eleştiren Karancı, asıl hedefin uluslararası iklim fonları olması gerektiğini söyledi. Dünya genelinde iklimle mücadele için milyarlarca dolarlık kaynakların bulunduğunu hatırlatan Karancı, Yeşil İklim Fonu, Dünya Bankası ve Küresel Çevre Fonu gibi mekanizmalar üzerinden yaklaşık 100 milyar dolarlık finansmanın konuşulduğunu belirtti.
“Bizim meselemiz otel konaklama bedelleri değil, Antalya’nın bu fonlardan hak ettiği payı almasıdır” diyen Karancı, bu kaynakların kentin geleceğini güvence altına alacak projelere yönlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
İklim ve afet direnç merkezi kurulmalı
Karancı, Antalya için en önemli kazanımlardan birinin uluslararası nitelikte bir “İklim ve Afet Direnç Merkezi” kurulması olması gerektiğini vurguladı. Bu merkezin gösterişli beton projeler yerine bilime dayalı bir koruma aklı oluşturacağını söyleyen Karancı, “Kentimizin tüm verileri dijitalleştirilmeli, dijital kent ikizi oluşturulmalıdır. Bu sayede afet sonrası değil, afet öncesinde öngörülerle tarımımızı, suyumuzu ve turizmimizi koruyacak bilimsel yol haritaları çıkarılabilir” dedi.
Mühendislik olmadan gelecek kurulmaz
İklimle mücadelenin yalnızca söylemlerle yürütülemeyeceğini ifade eden Karancı, bu sürecin bilim, teknik bilgi ve mühendislik temelli olması gerektiğinin altını çizdi.
“Bu kentin jeolojisini, zemin yapısını, su kaynaklarını ve kırılgan alanlarını en iyi bilenler mühendislerdir. Mühendislerin olmadığı her plan eksik, her proje risklidir” diyen Karancı, COP31 sürecinde siyasetçilerin yanı sıra bilim insanlarının, mühendislerin ve yerel yönetimlerin aynı masada yer alması gerektiğini söyledi.
“Antalya için bir dönüm noktası olmalı”
COP31’in Antalya açısından tarihi bir fırsat olduğuna dikkat çeken Karancı, “Bu zirve yalnızca şık bir ağırlama töreni olarak kalmamalıdır. Antalya’nın afetlere karşı zırh kuşandığı, bilim ve mühendislikle yeniden planlandığı bir dönüm noktası olmalıdır. Antalya sadece bir vitrin değil, dirençli bir geleceğin kalesi olmalıdır” ifadelerini kullandı.
İlginizi Çekebilir