© Adalya Medya 2021

“Güvenli yapı için acil reform şart”

İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Antalya Şube Başkanı Mehmet Soner Akdoğan, statik proje üretiminde yaşanan kapasite ve denetim sorunlarının yapı güvenliğini tehdit ettiğini belirterek, mevcut sistemin yeniden düzenlenmesi gerektiğini söyledi.

Yetkin mühendislik uygulamasının hayata geçirilmesi ve proje üretim kapasitesine objektif sınırlar getirilmesi çağrısında bulunan Akdoğan, güvenli yapı üretiminin nitelikli mühendislik hizmetiyle başladığını vurguladı.

İnşaat Mühendisleri Odası tarafından hazırlanan "Statik Proje Müellifleri Kapasite Analiz Raporu (2025 Verileri Değerlendirmesi)", Türkiye'de statik proje üretim süreçlerinde yaşanan denetim eksikliklerini ve mevcut sistemdeki yapısal sorunları ortaya koydu.

Rapora ilişkin değerlendirmelerde bulunan İMO Antalya Şube Başkanı Mehmet Soner Akdoğan, bir yapının deprem performansını belirleyen en önemli unsurun doğru hazırlanmış statik proje olduğunu belirterek, proje üretiminin seri üretim mantığıyla yürütülemeyeceğini ifade etti.

"Her proje; zemini, taşıyıcı sistemi, mimari özellikleri ve kullanım amacı bakımından ayrı mühendislik değerlendirmesi gerektirir. Yapı güvenliği daha ilk çizginin atıldığı proje aşamasında başlar" dedi.

Veriler sistemdeki sorunu gözler önüne serdi

Akdoğan, raporda yer alan rakamların mevcut sistemin sağlıklı işlemediğini açıkça ortaya koyduğunu belirtti.

Rapora göre Türkiye genelinde proje müellifi başına düşen yıllık ortalama yeni yapı ruhsatı yaklaşık 14 olurken, tek bir proje müellifi adına 1.600 ruhsat kaydı bulunmasının teknik olarak açıklanamayacağını söyledi.

Daha çarpıcı bir veriye de dikkat çeken Akdoğan, bir proje müellifinin yalnızca bir yıl içerisinde 45 milyon 752 bin metrekareyi aşan statik proje üretmiş göründüğünü belirterek, bunun yılın her iş gününde yaklaşık 183 bin metrekarelik proje hazırlanması anlamına geldiğini ifade etti.

"Bunun mühendislik açısından da fiziksel olarak da mümkün olması söz konusu değildir" diye konuştu.

Proje müellifliği sistemi yeniden ele alınmalı

Ortaya çıkan tablonun proje müellifliği sisteminde kapsamlı bir düzenlemeyi zorunlu kıldığını ifade eden Akdoğan, söz konusu verilerin yalnızca istatistikten ibaret olmadığını söyledi.

Proje üretim süreçlerinin etkin biçimde denetlenemediğini dile getiren Akdoğan, mühendislik hizmetinin nicelik yerine kalite odaklı yürütülmesi gerektiğini belirtti.

"Güvenli yapı üretiminin temel şartı, projelerin yeterli zaman ayrılarak ve tüm teknik incelemeler eksiksiz tamamlanarak hazırlanmasıdır" dedi.

Yetkin mühendislik modeli gündeme alınmalı

Gelişmiş ülkelerde uygulanan yetkin mühendislik sistemlerinin Türkiye için de gerekli hale geldiğini belirten Akdoğan, proje müellifliğinin yalnızca diploma sahibi olmakla yürütülen bir faaliyet olmaması gerektiğini söyledi.

Deneyim, uzmanlık ve mesleki yeterliliği esas alan bir sistemin oluşturulmasının önemine dikkat çeken Akdoğan, statik proje ofislerinin üstlenebileceği iş miktarının da mühendis sayısı, teknik personel kapasitesi ve kurumsal altyapıları dikkate alınarak objektif kriterlerle belirlenmesi gerektiğini ifade etti.

Bir ofisin veya mühendisin kapasitesinin üzerinde iş üstlenmesinin hem proje kalitesini hem de kamu güvenliğini doğrudan riske attığını kaydetti.

Tam zamanlı proje üretimi vurgusu

Statik proje müellifliğinin tam zamanlı yürütülmesi gereken bir mühendislik faaliyeti olduğunu belirten Akdoğan, aynı kişinin farklı teknik görevleri eş zamanlı yürütmesinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yoğun teknik analiz, hesap ve koordinasyon gerektiren proje üretimiyle birlikte şantiye şefliği, fenni mesuliyet veya sahada sürekli bulunmayı gerektiren görevlerin aynı anda yürütülmesinin mühendislik hizmetinin niteliğini olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.

Bu nedenle proje müellifliği yapan kişilerin aynı dönemde sahada aktif bulunmayı gerektiren görevleri üstlenmelerine yönelik yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini dile getirdi.

"Yapı güvenliği reformu daha fazla ertelenmemeli"

Deprem gerçeğiyle yaşayan Türkiye'de yapı güvenliğinin yalnızca denetim firmalarının ya da müteahhitlerin sorumluluğunda olmadığını belirten Akdoğan, güvenli yapı üretiminin nitelikli mühendislik hizmetiyle başladığını söyledi.

Bugün proje üretim sisteminin bilimsel esaslara göre yeniden düzenlenmemesi halinde gelecekte oluşabilecek yapı kusurlarının bedelinin tüm toplum tarafından ödeneceğini ifade eden Akdoğan, yetkin mühendisliği esas alan ve proje üretim kapasitesini gerçekçi kriterlerle sınırlandıran reformların vakit kaybedilmeden hayata geçirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER