© Adalya Medya 2021

“17 Ağustos’u unutmadık, unutturmayacağız”

TMMOB Makina Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Devrim Kılıç, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27’nci yıl dönümünde yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin deprem gerçeğine karşı hazırlık düzeyinin artırılması gerektiğini vurguladı. Kılıç, deprem riskinin yalnızca yapı güvenliği üzerinden değil, kentlerin tüm altyapısı ve afetlere müdahale kapasitesiyle birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.

Devrim Kılıç, 17 Ağustos Marmara Depremi’nin Türkiye açısından önemli bir kırılma noktası olduğunu belirterek, “Aradan 27 yıl geçmiş olmasına rağmen deprem gerçeği değişmedi. Değişmesi gereken, deprem karşısındaki hazırlık düzeyimizdir” dedi.

Depremin doğal bir jeolojik olay olduğunu ifade eden Kılıç, can kayıplarının ve ağır yıkımların önlenebilir olduğuna dikkat çekti. Kılıç, “Depremi engelleyemeyiz ancak depremin afete dönüşmesini önlemek için gerekli tedbirleri alabiliriz. Can ve mal kayıplarını kader olarak görmek, bilimsel ve teknik gerçeklerle bağdaşmaz” ifadelerini kullandı.

Antalya için bütüncül afet planlaması

Antalya’nın hızlı nüfus artışı ve yoğun yapılaşma nedeniyle afet risklerinin daha kapsamlı değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kılıç, kent planlamasında yalnızca yapılaşma kararlarının değil, altyapı ve kritik hizmetlerin de dikkate alınması gerektiğini söyledi.

Kılıç, “Antalya’nın geleceğini planlarken deprem riskini, ulaşım sistemini, enerji altyapısını, su kaynaklarını, kamu yapılarını ve acil müdahale kapasitesini birlikte değerlendirmek zorundayız. Dirençli kent anlayışı ancak bu bütünlük sağlandığında mümkün olabilir” dedi.

“Mevcut yapı stoku bilimsel olarak değerlendirilmeli”

Devrim Kılıç, deprem güvenliği açısından mevcut yapı stokunun durumunun ortaya konulmasının öncelikli konular arasında yer aldığını belirtti.

Riskli yapıların bilimsel kriterlerle tespit edilmesi gerektiğini ifade eden Kılıç, uygun yapıların güçlendirilmesi, ekonomik ve teknik açıdan uygun olmayan yapıların ise güvenli biçimde yenilenmesi gerektiğini kaydetti.

Kılıç, “Deprem güvenliği yalnızca yeni binaların yönetmeliğe uygun yapılmasıyla sağlanamaz. Mevcut yapıların da bilimsel yöntemlerle incelenmesi ve risk durumlarına göre gerekli müdahalelerin gerçekleştirilmesi gerekiyor” diye konuştu.

Yapı denetiminde etkinlik ve bağımsızlık vurgusu

Yapı denetim mekanizmalarının etkin biçimde işletilmesinin deprem riskinin azaltılmasında temel unsurlardan biri olduğunu belirten Kılıç, denetimin bağımsız, şeffaf ve teknik yeterliliğe sahip kadrolarla yürütülmesi gerektiğini söyledi.

Kamu binaları ve kritik tesislerin ayrıca değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Kılıç, hastaneler, okullar, enerji tesisleri ve benzeri yapıların afet sonrasında da hizmet verebilecek kapasitede olması gerektiğini ifade etti.

“Mühendislik disiplinleri koordinasyon içinde çalışmalı”

Devrim Kılıç, afetlere dirençli kentlerin oluşturulmasının farklı uzmanlık alanlarının ortak çalışmasını gerektirdiğini vurguladı.

Kılıç, “Makina, inşaat, elektrik, jeoloji, jeofizik mühendisleri ile mimarlar ve şehir plancılarının kendi uzmanlık alanları çerçevesinde koordineli çalışması, güvenli kentlerin oluşturulması açısından zorunluluktur” dedi.

Toplumsal afet bilinci güçlendirilmeli

Deprem hazırlığının yalnızca kamu kurumları ve teknik meslek gruplarının sorumluluğunda olmadığını belirten Kılıç, toplumun afet bilincinin artırılmasının da hayati önem taşıdığını söyledi.

Kılıç, afet eğitimlerinin yaygınlaştırılması, acil durum planlarının hazırlanması ve düzenli tatbikatlarla toplumun hazırlık seviyesinin yükseltilmesi gerektiğini belirterek, “Afetlere hazırlık kültürünü günlük yaşamın bir parçası haline getirmeliyiz” ifadelerini kullandı.

“Her önlem, gelecekte kurtarılacak bir hayat demektir”

17 Ağustos Marmara Depremi’nde hayatını kaybeden yurttaşları rahmet ve saygıyla anan Devrim Kılıç, deprem gerçeğinin yalnızca yıl dönümlerinde hatırlanmaması gerektiğini vurguladı.

Kılıç, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“17 Ağustos’u unutmadık, unutturmayacağız. Geçmişte yaşadığımız acıların yeniden yaşanmaması için bilimi ve mühendisliği karar süreçlerinin merkezine koymak, kamusal sorumluluğu güçlendirmek ve afetlere dirençli kentler oluşturmak zorundayız. Daha güvenli yapılar, daha güvenli kentler ve afetlere dirençli bir Türkiye için üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğiz.”

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER